Ekim 31, 2016

ETHİOPİA

By In SEYAHAT YAZILARI

ETHİOPİA

Afrika’ya her gittiğinizde kendinizi ana toprağa dönmüş gibi hissedersiniz. Afrika her şeyin başlangıcıdır, yaşamın tohumlarının atıldığı yerdir ve doğası bunu insana  hissettirir. Medeniyetler gelişmeden önce hüküm süren vahşi yaşam koşullarına ve  doğum – yaşam- ölüm sarmalına en yakından şahit olduğunuz topraklardır Afrika.


Dünyada hem kendine özgü bir takvime, hem de farklı bir saate sahip olan tek ülkedir Etiyopya. 2007 Eylül’ünde yeni milenyuma giren Etiyopya, tüm dünyadan 7 yıl 8 ay geride yaşıyor. Tüm Hristiyan dünyası Gregorian takvimine geçmiş olmasına rağmen ülkede hala Julian takvimi kullanılmaya devam ediyor.

Etiyopya’da saatleri  gün doğumu ve gün batımına göre ayarlıyorlar. Bizim saatimiz ile sabah 6 iken onların saati ile 12 oluyor. Akşam 6’da ise tekrar saat 12 oluyor. Gün ve geceyi ayırt etmek için gündüz 3 ya da gece 3 diyorlar. Tüm halkın, rehberlerin, saat kulelerinin ve havalimanlarının saatleri kolunuzdaki saatten 6 saat geride işliyor.

85 milyon nüfusa, 83 etnik kabile ve yüzlerce farklı lisana sahip olan bu ülkede çeşitlilik, renklilik ve farklı kültürler görmek mümkün. Tropik, dağlık, ovalık ve çöl, hepsini bir arada burada bulabilirsiniz. Güneye doğru indikçe bildiğiniz modern dünyadan tamamen kopup yarı çıplak insanların yaşadığı ilkel çağlara dönüyorsunuz.

Etiyopya’da nufüsun %80’i tarım ile uğraşıyor.Yerliler kara sabanlar ile sürdükleri tarlalardan topladıkları mahsüllerini , köylerinden kilometrelerce uzakta büyük kasabalardaki pazar yerlerine saatlerce ve günlerce yürüyerek, satmak için taşıyorlar. Etiyopya’lılar için kahve çok önemlidir.Çünkü kahve ilk kez Etiyopyalılar tarafından yetiştirilmiş, daha sonra Arap yarımadasına ve oradan tüm dünyaya yayılmıştır.


OMO VADİSİ

Doğu Afrika’da yer alan ve 760 kilometrelik uzunluğu olan Omo nehrini de içinde barındıran  Omo vadisi kendi içerisinde birçok ve değişik kabileler barındırmaktadır.Bu kabileler hiçbir alt yapıları olmaksızın,elektrik,telefon,televizyon,internet gibi teknolojik nesneleri kullanmadan, bağımsız bir şekilde hayatlarına devam etmektedirler. Gelenek, görenek ve daha birçok yönden farklılıklar gösteren bu kabileler,çok farklı ve zorlu bir hayatın içinde yaşamaya çalışmaktadırlar. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Omo vadisi içerisinde barındırdığı farklı özellikleriyle tüm dünyadan bir çok insanın ilgisini çekmektedir. Rengarenk, parlak, canlı ve göz alıcı bir çeşitlilikte  her kabilenin farklı bir lisanı, farklı inanışları ve ritüelleri, farklı aksesuarları ve kendilerine özgü dansları, ritimleri vardır.

 


KABİLELER

MURSİ KABİLESİ

Omo vadisindeki en popüler kabileler arasında yer almaktadır. Jinka şehrine yakın olan Mago Ulusal Parkı’nda yaklaşık 7500 kadar Mursi yaşamaktadır. Yaz ve kış aylarında yani yılda iki kez yer değişimi gerçekleşir.Mursi köyüne geldiğinizde erkekler ve kadınların omuzlarında asılı duran kalaşnikofları gördüğünüzde biraz tedirgin oluyorsunuz.Rehberler önceden uyarıp bu kabilenin biraz asabi olduğunu ve genel de de sarhoş dolaştıklarını söyleyince bu tedirginlik haklı hale geliyor.

Mursileri diğer kabilelerden ayıran en önemli fark kadınların dudaklarında bulunan tabak veya plakalardır. Bu tabaklar ilk olarak 12 veya 13 yaşlarında genç kızlara takılmaktadır. Alt dudakta bir delik açılır ve o deliğe önce küçük silindirik tıpalar yerleştirilir,daha sonra bu delik genişletilerek tabak boyutuna kadar gelir.Tabak boyutu kadının değerini göstermektedir. Ne kadar büyük tabak olursa o kadar başlık parası verilir. Tabaklar kil veya tahtadan yapılmaktadır. Bu uygulamanın sebebi ile ilgili iki farklı  görüş vardır, birincisi kendilerini güzel gösterdiğine inandıkları için, diğeri ise kadınların köle olarak satılmaması için.Etiyopya’nın eski adı Habeşistan’dı ve anlamı köleler ülkesiydi.Dünyanın değişik yerlerinden insanlar buraya köle  almaya geldiklerinde,kadınları beğenmesinler diye böyle bir uygulamanın yapılmaya başlandığı daha sonraları ise bu uygulamanın gelenek olarak devam ettirildiği yönünde. Dudak plakalarını çıkartmış kadınların boyunlarına kadar sarkan alt dudaklarını görünce, sanırım kimse almak istemeyecektir.

 

Mursilerin zenginliklerini sahip oldukları hayvanlar belirlediği için ,et yerine süt ve kan karışımı ile besleniyorlar. Erkekler ise yüz ve vücutlarında beyaz boya ya da kireç ile desenler uygularlar. Kadınlar ve erkekler arasındaki birliktelik iki erkek arasında yapılan yarışmada belli olur. İki erkek karşı karşıya gelir ve ellerine ‘Donga’ adı verilen sopa verilir. Dövüşü kazanan erkek bir grup kadın arasına yollanarak seçilen bir kadınla evlendirilir.


HAMER KABİLESİ

Kökenleri Sidamo kavmine dayanan Hamerler  pastoralist hayvan yetiştiricileridir. Yaklaşık  50,000 Hamer  Omo Vadisinde yer alan Mago National Park’ın doğusunda yaşıyorlar. Hamer kabilesini diğer kabilelerden ayıran en büyük özelikleri arasında giyim tarzları vardır. Özellikle Hamer kadınlarını gördüğünüzde ne kadar ilgi çekici olduklarını fark edeceksiniz. Kadınları bakır rengindeki gösterişli saçlarıyla ilgi çekerler. Saçlarına kırmızı kil, su ve tereyağı karışımı ile bakım yapıyorlar. Saçlarına kili uyguladıktan sonra düzenli olarak tereyağı sürüp saçın kalıp halinde kalmasını sağlarlar. Saçların uç kısımlarına boncuklar yerleştirilip saç daha ilgi çekici hale getirilir. Kıyafet olarak kadınların üst kısımları çıplaktır, bel kısımlarına renkli kumaşlar bağlarlar. Boyun, bilekler, kollar gösterişli kolyelerle doludur. Erkeklerde de kadınlardaki gibi tereyağı, su ve kırmızı kil karışımı saça uygulanıp topuz yapılır. Uyurken bu topuzun bozulmaması için boyun altına küçük kafalıklar kullanırlar. Erkekler elde ettikleri zaferleri göstermek amacıyla saçlarına tüyler takarlar. Bu tüyler onların gurur kaynağıdır.

 

 

Giyim olarak sadece toga benzeri bir kumaş parçasına sarınırlar. Ellerinde mızrak ve kafalıkları ile beraber gezerler. Kadınlar gibi bedenlerinin her yeri süslü takılar ve metallerle doludur. Diğer Omo kabilelerinde olduğu gibi Hamer kabilesinde de çok eşlilik söz konusudur. İlk evlenilen kadın daima en değerli olandır.  İlk eş boynunda metal, deri karışımı ‘kama’ adı verilen büyük bir kolye takar ve ölene kadar çıkarmaz. Diğer eşler ise sadece metal kolye takarlar. Kabileler yalnızca kendi içerisinde biriyle evlenebilirler. Damat evliliğin gerçekleşebilmesi için kızın ailesine belirli sayıda hayvanı başlık olarak verir. Erkek ve kadınlar evlendirilmeden önce sünnet ettirilir.


BOĞA ATLAMA TÖRENİ

Güney Etiyopya’nın en eski kabilelerinden olan Hamer kabilesinin çok eski bir geleneği olan boğa atlama töreni ile erkekler kabiledeki güçlerini kanıtlarlar. Erkekler belirli bir yaşa geldiklerinde evlenmek ve belli bir statüye ulaşmak adına bu törene katılırlar. İlk olarak kadınlar geleneksel şarkılar ve danslar eşliğinde ortaya çıkarlar. Erkekler ise sorgum adı verilen darıdan yapılan birayı içerler. Törenin yapılacağını duyurmak adına genç biri boynuzdan yapılan bir boruya üfleyerek tüm Hamerleri törene çağırır. Törenin simgesi olan beyaz boya ile tüm vücut boyanır.

 

Törende boğaların üzerinden atlayacak olan genç erkeğe moral vermek amacıyla ailesinden kız kardeş veya annesi, erkeğin yanına gelir. Elinde bulunan boruya üfledikten sonra genç erkek kadının sırtını kırbaçlamaya başlar. Sırasıyla başka akrabalar gelip bu kırbaçlama olayına dâhil olurlar.Kadınlar bu kırbaçlama eylemine gönüllü olarak katılırlar.Çünkü kırbaçlanma kadında onur ve gücü temsil etmektedir. Sırtınız ne kadar kırbaç iziyle doluysa o kadar değer ve saygı görürsünüz.  Aile bağlarını kuvvetlendiren bu tören, kamçılanan ve kamçılayan kişi arasında güven bağını da güçlendirdiği belirtilmektedir. Kamçılanan kadın ileriki zamanlarda kendisini kamçılayan erkek tarafından koruma altına alınır.

Törenin asıl amacı olan boğa atlama kısmında amaç ‘Maza’ erkekleri dediğimiz onurlu, güçlü ve statüsü yüksek olgun erkekler arasına katılmaktır. Genç erkeğin, Maza erkekleri tarafından tutulan 10 ile 30 adet boğanın üzerinden çırılçıplak bir şekilde  ve dört kez düşmeden atlaması gerekiyor. Eğer atlama başarıyla gerçekleştirilirse genç erkek hem evlenebilir, hem de sosyal statü sahibi olur. Törenin ardından başlık parası olarak belli sayıda hayvan kızın ailesine verilir. Çift inek kanı ve sütünden yapılan karışımı içerek evlenirler. Genç erkek eğer boğalardan düşerse kadınlar tarafından kamçılanır ve başka bir tören için bir sene daha beklemek zorunda kalır.


JİNKA VE KARO KABİLESİ

Omo vadissinde yaklaşık 3.000 adet Karo kabilesi yaşayanı vardır. Bu kabile diğer kabilelere nazaran en az nüfusa sahip kabilelerden biridir. Yaşadıkları topraklar oldukça verimli ve güzeldir. Tarımda sorgum, süpürge darısı, mısır ve fasulye yetiştirirler. Hayvancılık küçükbaş olarak yapılır sebebi ise çeçe sineğinin verdiği rahatsızlıktır. Çeçe sineği uyku hastalığına sebebiyet verdiği için Etiyopya’da yaşan kabileler önlemlerini almaktadırlar. Diğer kabilelerde olduğu gibi karo kabilesinde de kadınlar göğüsleri açık şekilde gezerler ve deri etekler kullanırlar. Saçlarına su, tereyağı ve kırmızı kil karışımı olan karışımla bakım yaparlar. Erkeklerin renkli boncuklarla topuz yaptıkları saçları ön plana çıkar. Özellikle çenelerini delip, bu deliklere renkli çubuklar takmaları bir hayli ilgi çekici. Diğer Omo kabilelerinde olduğu gibi karo kabilesinde de saça takılan tüyler ve vücuttaki çizikler gücün, galibiyetin ve sosyal statünün göstergesidir.

Kadınlarda ve erkeklerde vücuda yapılan dövmeler amaç olarak farklıdır. Bir karo kadını güzellik için dövme yaparken erkek ise güç gösterisi için dövme yapmaktadır. Dövme şekli, derinin önce jiletle kaldırılması ve ardından yerine kül konulmasıdır. Burada amaç yaranın iltihap kapıp şişmesidir. Dans törenlerinden önce tüm karo halkı vücudunu kireç ve tebeşirle boyar. Yüze siyah, kırmızı, sarı ve beyaz gibi renklerle desenler çizilmektedir. Dans figürleri Masai’ler ile benzerlik gösterir. Erkek en yükseğe zıplamaya çalışır ve sonra kadın gelir kendine uygun olan erkeği seçer. Dansın amacı çiftleri birleştirmek olduğu için sadece dolunay çıktığı zaman tören yapılır.  Erkekler Donga denilen sopalar ve ağaçtan yapılmış yastıklarla gezerler. Bu sopaları sadece kabilenin meclisi tarafından cesaret onayı almış olan kişiler kullanabilir.


DORZE KABİLESİ

Soğuk bir iklim bölgesinde yaşayan dorzeler bütün bir sene boyunca neredeyse her gün sis içerisinde yaşarlar. Dorze kabilesi diğer kabileler arasında nam salmış bir kabiledir. Pamuk dokumacılığıyla geçimlerini sağlayan Dorzeler bu alanda kendilerini hala geliştirmektedirler. Kendilerine ait olan pamuk dokuma kooperatifi ile hem geçimlerini sağlayıp hem de bu alandaki ünlerini geliştirirler. Onları farklı kılan en önemli iki şey pamuklu kıyafetleri ve arı kovanlarını andıran evleridir. Dorze halkı sebze, meyve, baharat ve tütün yetiştirirler. Onlar için belki de en önemli şey yalancı muz ağacıdır. Elde edilen meyve ve kökler besin ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Yapraklar ise bambu ile beraber ev yapımında kullanılır. Evler 2 katlı olup ortalama 6 metre boyundadır. Yaşadıkları bölge yüksek olduğu için tarımı teraslama yöntemi ile yaparlar. Erkekler pamuk dokuma ve ev yapımıyla ilgilenirken, kadınlar odun toplamak, pamuk eğirmek, yemek yapma gibi görevleri yerine getirmektedir.


KONSO KABİLESİ

En varlıklı kabilelerden biri olarak kabul edilen Konso kabilesi renkli kumaşlar ve pileli etekleriyle bilinirler. Etiyopya’nın dağlık bölgelerinde yaşayan Konso kabilesi 250.000 kişilik bir nüfusa sahiptir. Arazilere taşlar yerleştirip yaşam alanlarını kurmaktadırlar. Kuzey Etiyopya ve Omo Vadisi arasında yer almasından ötürü iki bölge arasında ticaret kolu olarak görülmektedir. Diğer kabilelerden daha iyi bir sulama ve teraslama sistemine sahip oldukları için daha rahat geçinmektedirler. Sorgum, mısır, pamuk, kahve ve fasulye yetiştirdikleri ürünler arasındadır. Diğer kabilelerde olduğu gibi Konso kabilesinde de çok eşlilik söz konusudur. Köy nüfusları genellikle 1500 kadardır. Konso kabilesi yaşlılar konseyi tarafından yönetilmektedir. Hem ergenlik çağına gelen genç erkekler adına hem de yaşadığı esnada düşman ve hayvan öldüren yaşlılar için “ Waga” adını verdikleri heykeller dikilir.


ARBORE KABİLESİ

Omo vadisinin güney batısında yaşayan Arbore kabilesi değişik dans, kıyafet ve gelenekleriyle ilgi çekici olan kabileler arasındadır. Kadınların üst tarafları çıplak, yani göğüsler kapatılmamaktadır. Hatta dikkat çekici olması için boyunlarına gösterişli bocuklar takarlar. Alt kısma geldiğimizde hayvan derisinden yapılan, kenarları boncuk işlemeli etekler ve ayak bileklerinde metal halhallar kullanmaktadırlar. Evli ve bekâr kadınları birbirinden ayırt edebilmek adına kullanılan bir yöntem vardır. Bekâr bayanlar saçlarını kazıtırlar, evli bayanlar ise saçlarını uzatırlar.

Kolyeler ve takılar Arbore kabilesi için büyük önem arz etmektedir. Çok eşlilikte ilk eş ince bir kolye takarken ikinci ve üçüncü eşler daha büyük kolyeler kullanırlar. Yüz kısımlarını kül ile tamamen ya da benek şeklinde beyaza boyarlar. Diğer kabilelerde olduğu gibi bu kabilede de güzellik anlayışı gösterişli boyalar, bocuklar ve aksesuarlardan oluşmaktadır. Geçim kaynağı olarak çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşırlar. Ticareti takas yoluyla gerçekleştirmektedirler. Güneşten korunmak adına kadınlar başlarına örtü takarken çocuklarda herhangi bir malzemeden kendilerine şapka yapmaktadırlar. Hayvanların diş ve kemikleri kolye olarak kullanılır.


KEYAFER VE DİMAKA KÖYLERİ YERLİLERİ

FOTOĞRAFÇILAR İÇİN;

Etiyopya gezisi uzun süreli araç yolculuklarının yapıldığı bir destinasyon.Özellikle kabilelere gitmek zaman alıyor.Bu yüzden çok ağır ekipmanlardan kaçınmak gerekir.Fotoğraf olarak insan ve portre ağırlıklı çalışmalar yapılacağından insan-mekan,portre ve zaman zaman da doğa fotoğrafları karşımıza çıkıyor.Pazar yerlerini dolaşırken insanlar fotoğraf çektirmeyi pek sevmiyorlar.Onun için özellikle açık Pazar alanlarında insanların arasında dolaşırken nispeten ufak makine ve objektifler tercih etmekte yarar var.Klasik olarak;

16-35 mm.(10-24 APS-C),geniş açı lens

24-70 mm.(16-50 APS-C),zoom lens

70-200 mm.(40-150 APS-C), telefoto lens işimizi görecektir.

Özellikle portre çalışacak olanların 85mm.f/1,4 veya f/2,8 diyaframlı lensler tercih etmesi faydalı olur.Kabilelere gittiğiniz de kafanıza göre fotoğraf çekemiyorsunuz.Genel de,kabilelerin bir çoğunda önce oranın şefi ile anlaşıp bazılarını seçerek onları fotoğraflıyorsunuz.Bu aşamada çift body ve çift lensi aynı anda kullanmak avantaj yaratıyor.Lens değiştirmekle uğraşmıyorsunuz.Ben fotoğraflarımın çoğunu 24-70 mm f/2,8 diyaframlı lensimle çektim.Bu aralıktaki lens bir çok sorunu hallediyor.70-200 mm aralığında telefoto lens te çok avantajlı.İnsanlara yaklaşamadığınız zamanlar da çok faydalı oluyor.Ama gökyüzünü kadraja dahil edip evler ve insanları birlikte çekecekseniz geniş açı lens fotoğrafa daha çok derinlik veriyor.Ayrıca bu seyahatinizde yanınızda mutlaka yansıtıcı ve harici led ışıklar bulunsun.Ten renkleri siyah olduğundan güneş te çıkınca yansıtıcı ile çekim yapmak gerekiyor.Geceleri yıldız pozlama yapabilirsiniz.Elektrikler saat 10-11 gibi kapanıyor ve gökyüzü inanılmaz güzel yıldız dolu oluyor.Mutlaka olabildiğince fazla yedek piliniz olsun.Voltajdan dolayı tam dolmuş gibi gözüken pilleriniz normalden daha kısa sürede bitiyor ve arazilik alanda en son isteyeceğiniz şey pillerinizin bitmesi olacaktır.

NELER ÇEKERİZ;

Manzara,Pazar yerleri,yıldız pozlama,İnsan portreleri,İnsan ve mekan ilişkili fotoğraflar..

EKİPMAN ;

Varsa çift body makine,16-35 mm,24-70 mm,70-200 mm,85 mm objektifler.(Full frame makineye göre)Yansıtıcı,led ışık ve fener.

Leave a Comment